e
sv

Sağlık Endüstrisinin Dijital Dönüşümü

18 Nisan 2021 15:56
Girişim ekosistemindeki gelişmelere objektif ve tarafsız olarak yer veren programımız Girişim Rotası'nda bu hafta Genel Yayın Yönetmenimiz Serap Öcal'ın konuğu imageRAD Software Inc. kurucusu ve CEO'su sayın Haluk Celikel idi. Sağlık sektöründeki teknolojik gelişmeler iş yapış şekillerini nasıl dönüştürüyor? imageRAD Software Inc. hangi ihtiyaçtan yola çıkılarak, ne kadar sürede ve yatırım ile gerçekleşti? 5G teknolojileri hayatımızda neleri değiştirecek? 5G teknolojisinden korkmalı mıyız? Yapay zeka alanındaki çalışmaların sağlık sektörüne nasıl bir katkı sunması bekleniyor? Ve çok daha fazlasını imageRAD Software Inc. kurucusu ve CEO'su sayın Haluk Celikel ile konuştuk.

Girişim ekosistemindeki gelişmelere objektif ve tarafsız olarak yer veren programımız Girişim Rotası’nda bu hafta genel yayın yönetenimiz Serap Öcal‘ın konuğu imageRAD Software Inc. kurucusu ve CEO’su sayın Haluk Celikel idi. Sağlık sektöründeki teknolojik gelişmeler iş yapış şekillerini nasıl dönüştürüyor? imageRAD Software Inc. hangi ihtiyaçtan yola çıkılarak, ne kadar sürede ve yatırım ile gerçekleşti? 5G teknolojileri hayatımızda neleri değiştirecek? 5G teknolojisinden korkmalı mıyız? Yapay zeka alanındaki çalışmaların sağlık sektörüne nasıl bir katkı sunması bekleniyor? Ve çok daha fazlasını imageRAD Software Inc. kurucusu ve CEO’su sayın Haluk Celikel ile konuştuk.

Haluk Bey sizi tanımak isteriz.

Merhaba; Öncelikle davetiniz için çok teşekkür ederim. Son 16 yıldır İzmir Urla’da yaşamama rağmen 1968 Ankara doğumluyum. Eğitimim ve iş hayatım Ankara’da başladı. Lise yıllarında çalışma hayatına başladım. Daha sonra Başkent Üniversitesi Biyomedikal’den mezun olduktan sonra hep sağlık sektöründe oldum. İlk başta medikal cihazlar servis mühendisliği ile başlayan kariyerim 1998 yılında okul arkadaşım Ali Şengel’in babasının firması içinde birlikte neler yaparız diye düşünürken, firmanın temsilciliğini yaptığı Karl Storz endoskopilerine bir KBB uzmanının isteği ile görüntülü rapor yazılımı oluşturma fikri doğdu. Bu aslında ilk girişimcilik denemem oldu diyebilirim.

Konu hakkında bir yandan kendimi eğitirken diğer yandan Ali ile birlikte nasıl yeni bir şirket kurup bu işe girebiliriz diye düşündük. Tıbbi görüntü arşivlemesi işi ise o dönemlerde daha çok Radyoloji bölümlerinde yeni yeni gelişmeye başlıyordu endoskopilerde ise herhangi bir uluslararası çalışan yazılımlar yoktu.  Endoskopi yazılımını burada gerçekleştirme çalışmalarına başladık ve kısa süre içinde 6-7 yere bu yazılımı Gentek olarak kurup doktorların kullanımına sunmuştuk. Endoview adını verdiğimiz bu yazılım o dönem Avrupa’da türünün ilk örneği bir yazılım olmuştu. Hatta Almanya’da Karl Storz’un sahibinin de dikkatini çekmişti ve yazılımın sunumunu onlara da yapmıştık. Diğer taraftan radyolojide yurtdışından bir firmanın Türkiye temsilciğini aldık.

O dönem 9 Eylül Üniversitesi bu konuda ihaleye çıkmak üzereydi. Picture Archiving and Communications System kısaca PACS olarak adlandırılan bu sistemler radyolojide teknolojik bir dönüşüm sağlamaktaydı. 2000’lerin başında tüm Türkiye’de radyoloji okumaları film üzerinden yapılıyordu. Bilgisayarlı Tomografi, MR ve Ultrason gibi cihazların dijital olmasına rağmen çıktıları analog olarak filme veya kâğıda basılıp değerlendirme film üzerinden yapılıyordu. PACS ile filmin ortadan kaldırılması hedefleniyordu. Hem endoskopide hem de radyoloji de kendimizi epey yetiştirip bir de iş planı hazırlamıştım. Ali ile olan girişimimiz (bugünün startup’ı) hazırdı fakat sermayeye yani yatırımcıya ihtiyacı vardı, bu da Ali’nin babası olacaktı. Fakat Gentek’in sahibi bizim bu iş yapmamızı istemedi ve son anda yatırım yapmaktan vaz geçti. Böyle olunca 1999 yılında ben de maaşlı olarak çalıştığım Gentek’en ayrılarak daha önce iş teklif eden Meteksan Sistem’e Sağlık Sektörü proje yöneticisi olarak başladım ve ilk girişimcilik macerası yatırım bulunmadığından başlamadan bitti.  

Artık tamamen Sağlık Bilgi Teknolojileri işi içindeydim. Meteksan’ın daha önce almış olduğu Akdeniz Üniversitesi PACS projesini, Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Hastanesi tüm Sağlık Bilgi Teknolojileri alt yapısının proje yöneticiliğini yapmaya başladım. Arkasında Hacettepe Üniversitesi Radyoloji IT alt yapısı kurulumunda Prof Dr. Mustafa Özmen ve Prof Dr. Üstün Aydıngöz gibi çok değerleri hocalar ile çalışma fırsatım oldu. Kendileri ile birlikte Türkiye Tıp Bilişimi Derneği Yönetim Kurulunda aktif roller alarak o yıllarda çok ses getiren Tıp Bilişim Kongreleri düzenledik. Kuzey Amerika Radyoloji Kongresi RSNA’de posterler sunduk ve artık tamamen sağlık bilişimde çok keyif alarak birçok ilkler gerçekleştirerek çalışıyordum.

Meteksan’da Sağlık Sektörü Direktörlüğüne yükselmiştim. O sırada HCIT ürünlerinde globalde çok güçlü olan GEHC Türkiye’de görüntüleme cihazı satmasına rağmen HCIT ürünü satıp uygulayacak bir ekibi yoktu. Bu ekibin kurulması için bana iş teklifinde bulundu. Hem Ortadoğu hem de TR’yi kapsayan bir pozisyon ile 2004 yılında GE’de işe başladım. Aslında şu an çok alışkın olduğumuz home Office kavramı GE gibi firmalarda o yıllarda yeni yeni gelişmekteydi ve benim girmiş olduğum pozisyon home based bir pozisyondu. Meteksan’da çalışırken evlenmiş olduğum eşim Didem İzmirliydi ve İzmirliyi İzmir’den çok uzun süre ayıramayacağınız için GE’de home ofis olarak İzmir’i istedim. Biz, bir yıl sonra eşimin de çalıştığı şirkette İzmir’de bir pozisyon bulması ile 2006’nın ortalarında Urla’ya taşındık ve ilk oğlumuz burada doğdu. Tabi

GE’deki pozisyonum bölgesel bir görev olununca çok fazla seyahat içeriyordu.  Haftanın beş günü Ortadoğu seyahatleri ile hafta sonu Urla’da güzel bir yaşam birbirini dengeliyordu. Bu ta ki GE’nin EMEA bölgesini 2008 yılında ikiye bölüp İstanbul’da bir HQ kurmasına kadar devam etti. HQ ile Kanada’dan gelen yeni genel müdür benim de İzmir’den İstanbul’a gelmemi istedi ve bizim de İstanbul yaşamımız başladı. GE ile 2 sene daha İstanbul bazlı olarak devam iş yaşamın Siemens’ten gelen bir teklif ile Viyana bazlı olacaktı. Fakat iş görüşmeleri sırasında yine GE’deki gibi İzmir’den home ofis çalışma teklifimi kabul ettiler ve biz evi yine Urla’ya taşıyarak ayın bir haftası Viyana bir haftası Orta Avrupa bir haftası İstanbul bir haftası da İzmir’den home ofis olarak çalışmaya başladım. Yine hem sevdiğim işi yaparken hem de sevdiğim bir yerde oturma fırsatı yakaladım ve İstanbul’da yaşama defterini bir daha açılmamak üzere kapadım.

Siemens’te Türkiye’nin de içinde olduğu Orta ve Doğu Avrupa bölge ürün yöneticiliği yaptım. Aynı zamanda Erlangen HQ’da başkan yardımcı danışmanlık rolünü üstlenerek Siemens geliştireceği yeni HCIT ürünlerinin temelini atıyorduk. Bu şekilde 2015 yılına kadar geldik ama Siemens globalde bu ürünlerden çıkma kararı aldı ve benim kurumsal da olan tüm heyecanım kayboldu. O dönem Boğaziçi Bilgisayar mezunu İzmir’de yaşayan askerlik Murat Olgun’da kendi girişimini kapatmış yeni bir alanda çalışmak istiyordu. Birlikte imageRAD’ı kurduk ve ben Siemens’ten ayrıldım. Yıllar önce parasızlıktan gerçekleştirilmediğim girişimimi 15 yıl sonra kendi sponsorluğumda Murat’ın da desteği ile başlatmış oldum. Evet biraz uzun bir anlatım ile, bugünkü şirkete gelen kadar yaptıklarım böyle.

Ülkemiz sağlık sektöründeki teknolojik gelişmeler sağlık sektörünün iş yapış şekillerini nasıl dönüştürüyor. Mesleğinize başladığınız günden bugüne neler değişti? Artıları neler?

Biraz önce de belirtiğim gibi ilk çalışmaya başladığımda radyolojinin film okumadan dijitale dönüşümünün tam ortasında oldum, hatta Türkiye’de birçok hastanede bu dönüşümleri gerçekleştirdim. Değişim yer yerde olduğu gibi sağlıkta da sancılı ve uzun bir süreç. Sağlık sektörünün çok fazla regüle olması da bu tür teknolojik değişlerim süresini uzatıyor.

Ayrıca çalışanların adaptasyonları da var ki; çok ilginçtir sağlıkta IT dönüşümlerine doktorlardan daha çabuk hemşire ve teknisyenler adapte oluyor. Yöneticiler her ne kadar istekli ve kararlı davransalar da genelde en son adapte olan doktorlar.  Sağlık sürekli gelişen bir bilim ve veriye çok dayalı. Doktorunuz sizin hastalığınız ile ne kadar çok bilgi sahibi olursa tanı ve tedaviyi ona göre daha doğru yönlendirecektir. Bu da bilgi teknolojilerinin kullanımını sağlıkta zorunlu kılıyor. Sağlıkta nasıl ayrı ayrı uzmanlıkların oluştuğu gibi bilgi sistemlerinde de ayrı ayrı uzman sistemler oluşmuş durumda. Tek bir yazılımın tüm sağlık gereksinimlerini kapsaması mümkün değil ne yazık ki.

Aynı şekilde bir doktorunda tüm sağlık gereksinimlerine cevap vermesi mümkün değil. Bir problem durumunda birinci derece sağlık hizmetinde Aile hekiminiz sağlığınızı bir yer kadar getirebilir daha ileri tanı ve tedavi gerektiğinde ikinci sonra da üçüncü basamak sağlık kuruluşuna yönlendirmek durumunda kalacaktır. Aynı şekilde burada kullanılan yazılımlarda çalışılan ilgili alanda uzman yazılımlar olmak durumundadır.

Diğer taraftan bu yazılımlarında aynı doktorlar veya sağlık kuruşları gibi uyum içinde çalışması gereklidir. Ne yazık ki günümüzde bir birlikte çalışabilirlik halen tam olarak sağlanamamıştır. Yani siz A hastanesinde bir tanı koyulduğunda B hastanesinde tedavi veya ameliyat olacağınızda A hastanesinde olan dijital verilerinize offline veya kağıt/CD ortamında taşımak durumunasınız. Diğer yandan ülkemizde radyoloji için çok başarılı bir uygulama Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirildi. IHE (Integrating Health Enterprises) profilleri temeline dayanan Teletıp projesi başarı ile hastaneler arası radyoloji görüntü ve rapor paylaşımını sağlamaktadır. Diğer yandan hastalar her gün daha çok enabız üzerinden bu bilgilerine ulaşmaktadır. TR’de bu işin altyapısını, proje ve platformu GE’de çalışırken geliştirmiştik. 2010’ların başında Güney Doğu illerini kapsayan Türkiye’nin ilk tele-radyoloji projesini yapmıştık. Ayrıca yine aynı dönemde Tıp Bilişimi Derneği ile IHE Türkiye’nin kurulması sağlamıştım ve uzun dönem IHE TR’nin co chair’liğini üstenmiştim.

Sağlık Bilişiminin artıları bitmez ama daha iyi ve sağlıklı hayat sürmemizi sağlayacak sağlıkta dijital dönüşüm henüz tam anlamıyla sağlanmamıştır. 5G ve Yapay Zeka ile bu dönüşüm daha da hızlanacaktır ve yeni sağlık kavramları oluşacaktır.

Kuruculuğunu üstlendiğiniz girişiminiz imageRAD hakkında bilgi alabilir miyiz? Hangi ihtiyaçtan yola çıkılarak, ne kadar sürede ve yatırım ile gerçekleşti?

imageRAD çalışma hayatıma ilk başladığımda içimde kalan girişimciliğin Siemens’ten ayrıldıktan sonra gerçek hataya yansıması aslında. İlk kurulduğumuzda ben de diğer birçok girişimci gibi çok zorluklar çektim. Öncelikle kurumsal kariyeri bırakarak ay sonunda gelecek garanti olan bir maaştan ve diğer benefitlerden vaz geçiyorsunuz. Kendi ve ailenizin hayatını/gelirlerini riske atarak yeni mezun bir girişimciden çok fazla risk alıyorsunuz. Tabi ki diğer yandan iş tecrübeniz ve networkünüz de sizi yeni bir üniversite mezunu girişimciye göre daha avantajlı kılıyor. Her şey de olduğu Pros & Cons. Avantajlar ve Dezavantajlar var.

 İlk kuruluğumuzda imageRAD Bulut tabanlı tıbbi görüntü arşivleme ve paylaşım projesi için TEYDEP Tübitak projesi yazdık ve proje Tübitak tarafından kabul edildi, fakat o dönem ülkemizin içinde bulunduğu 15 Temmuz gibi dertler yüzünden 1,5 yıl Tübitak’dan hak ettiğiniz ödemelerimiz alamadık. Personel ödemesi, firma ödemeleri gibi ciddi finans problemleri yaşadık. Ben kendi ve aile yaşam standartlarımı daraltmak durumunda kaldım fakat bir startup’ın geçmesi gereken zombi zone denen bölgeden kendi kaynaklarımızla çıktık. 2018’de T3 vakfı tarafından yapılan ilk tek TeknoFest’te yılın sağlık startup’ı seçildik ve ödül olarak diğer sektörlerden 10 firma ile San Francisco’da bir haftalık bir hızlandırma programına dahil olduk.

Ben yine bu program zamanında olan Linkedin’in kurucu ortağı tarafından kurulmuş Founder Academy’e katılma hakkı kazandım. Artık tam anlamı ile startup dünyası içeresine girmiştim.  Kurumsal hayatın son sıkıcı dönemlerinden sonra üretebilmenin ve tekrar yeni şeyler yapabilmenin keyfini yaşıyorum. Şu an TR’de Acıbadem, Koç Sağlık Grubu, Grup Florence Nightingale ve Allianz gibi büyük kurumsal müşterilere hizmet vermekteyiz.  Yurtdışı potansiyel müşteri portföyümüzü oluşturduk.  Yatırım görüşmelerimiz sürmekte ve birkaç fonun radarındayız. Yine elde ettiğiniz bilgi birikimleri ile radyoloji dışında sağlık kurumlarının dijital dönüşümlerine yardım ediyoruz. Bunlarda biz çok heyecanlandıran ise yoğun baım ünitelerinde olan konvansiyonel tıbbi cihazların IoT dönüşümleri.

5G teknolojileri hayatımızda neleri değiştirecek? 5G teknolojisinden korkmalı mıyız?

İletişimin hız kazanmasında korkulacak bir şey yok. Sağlıkta bilgisayarların gelişmesi ile çok fazla veri üretilmeye başlandı. Örnek olarak Dijital bir Tomosentezli bir mamografi 10 dk. içinde 4-5 GB’yte veri üretebiliyor. Bu veriyi saklamanız ve ihtiyaç olduğu anda ihtiyaç duyulan yere hızlıca eriştirmeniz gerekiyor. Bu anlamda 5G mobil veri iletişimi çok değiştirerek bu tür büyük sağlık verilerine çok hızlı ulaşılmasını sağlayacaktır. Diğer taraftan bu radyo frekans dalgalarının yaratacağı sorunlar hakkında bir uzmanlığım yok, ben de birçoğumuz gibi sosyal medyadan takip ediyorum. Ben 5G’nin sağlıkta mobiliteyi artıracağına inanıyorum. Şu an bu toplantı gibi, iş görüşmeleri gibi ve arkadaş buluşmalarımız gibi çok çeşitli alışkanlıklarımız dönüşüm altında.   Birkaç yıl önce online toplantı yapacak firma müşteri bulamazken şu an arkadaş toplantıları bile zoom üzerinden yapılıyor. Ben açıkça bu konuda optimistim.

Yapay zeka alanındaki çalışmaların sağlık sektörüne nasıl bir katkı sunması bekleniyor?

Bu konu saatlerce konuşabileceğimiz bir konu. Daha önce sağlıkta ne kadar fazla veri olursa doktorların daha iyi tanı ve tedavi uygulayabileceğinden bahsetmiştim. Fakat veriler akıllı bir şekilde sağlık profesyonelinin önüne sunulmadığı sürece zamanı vakitleri çok değerli olan bu kişilerin işlerini yapmasını zorlaştıracaktır. Ne yazık ki sağlıkta en iyi bilgi sistemi bile bugün bu verileri gerçek zamanlı veya proaktif olarak önceden anlamlı bir hale getirip ilgili kişiye sunamıyor. Yapa zeka veya daha doğrusu makine öğrenimi ile bize ait bir çok veri önceden işlenip inceleme zamanında karar almamızı kolaylaştırabilir. Derin öğrenme radyoloji uygulamalarında çok şey değiştirmeye başladı bile.  İlk örneklerini Akciğer filmlerine tanı koyulmasında gördük.

Hatta sağlıkta ilk FDA ve CE onayı alan uygulamaları Akciğer okuyan yazılımlar oldu. Yüzün üzerinde tanıyı çekilmiş bir akciğer filminden doktordan daha hızlı koyabilen yazılımlar mevcut. Tabi ki nihai karar yine radyoloğa ait fakat bazı işçi sağlığı için rutin tarama yapılan işyerlerini / fabrikaları düşünün. Binlerce işçinin akciğer grafilerini insan gözü olarak okumak yerine bu işi bilgisayara yaptırıp sorun görünenlerin doktor tarafında kontrolü sağlanması ile zamanı çok değerli ve maliyetli olan o doktorun başka neler yapabileceğini? Radyoloji makine öğrenmesine çok yuğun bir alan aslında bir radyolog makine öğreniminde olduğu gibi bildikleri ve elde etmiş olduğu tecrübe ile yapılan görüntüleme içinde problemi aramaktadır.

Meme örneğine dönersek mamografide bazen doktorlar samanlık iğne arıyorlar ve sorunlu bir mamografi inceleme saatler sürebiliyor. Bu konuda geliştirecek bir makine öğrenimi ile bu işlemi saniyeler içinde benzer veya daha hassas yapılabilir. Biz de imageRAD olarak meme derin öğrenimi konusunda çalışmalar yapıyoruz. Ayrıca motto’muzda belirtiğimiz gibi intelligent cloud / akıllı bulut platformu oluşturarak tüm bu işlemlerin ve saklamanın imageRAD platformu üzerinde yapılmasını sağlamak için iş ortaklarımızla birlikte çalışıyoruz.   

Hastaların sağlık bilgileri konusunda okuryazarlık oranının arttırılması konusunda bir öneriniz var mı?

Hastalara ne kadar çok verilerine erişim sunarsak o kadar fazla okur yazarlıkları gelişecektir. Ama bu günümüzde çok kısıtlı ne yazık ki. Büyük sağlık kuruluşları Koç Healthcare, Acıbadem Online gibi hastaların hastane içinde bulunan verilerine erişim siteleri oluşturmaya başladı. Bu siteler ağırlıklı olarak daha çok hastanelerden randevu alımı için kullanılıyor ama siteler geliştikçe hastaların kullanımı da artacaktır.  Yine hastaların tedavi süreçlerinde kendi süreçlerini yönetebilmesi için çok gerekli olan üretilen raporların hasta tarafından anlaşılabilmesi gereklidir.  Yurtdışında “radyoloji raporlarının hasta tarafında anlaşılabilmesi için neler yapılması gerektiğini çıkaran” akademik bir makale yazan çalışma grubu içindeyim. Bu yıl sonunda yayınlamayı planlıyoruz. Bu şekilde doktorlar raporlarını oluştururken hastalarında bu raporlarını anlayacağı guideline’lar çıkarmak amacımız.

Yayının tekrarını buradan izleyebilirsiniz.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli