e
sv

Milyoner Mentor Projesi

18 Mayıs 2021 16:22
Hayatını “kazancına göre” yaşayanlardan mısınız yoksa “yaşamak istediği hayata göre” kazananlardan mı?

Şu bir gerçek ki; hayat başımıza gelen şeyler değil, ona verdiğimiz yanıttır. Nasıl ki “öğrenci tavlasında” atılan zarlar herkes için aynı olmasına rağmen oyunu kazananlar her takımda farklı kişiler oluyorsa, aynı şekilde hayat da bizim için her gün zarlarını attığında “kimin kazanacağını” belirleyen şey hangi sayıların geldiği değil, gelen zarlara göre pulları nasıl oynadığımız oluyor. 

Bir “Girişimci Mentoru” olarak danışanlarımla konuşurken, konu ne zaman bir “girişim başlatmaya” gelse en fazla duyduğum şey ne oluyor biliyor musunuz; “başlamak için bu zorlu sürecin bitmesini bekliyorum, belirsizliğin ortadan kalkmasını bekliyorum, piyasaların hareketlenmesini bekliyorum, ekonominin düzelmesini bekliyorum, yeni yasal düzenlemelerin çıkmasını bekliyorum, fakülteyi bitirmek için af çıkmasını bekliyorum, payıma düşecek mirası bekliyorum”. Liste böyle uzayıp gidiyor ve mazeretler hiç bitmiyor. Maalesef başlamak için o kadar çok insan bekliyor ki… Çünkü onların zihinlerindeki ideal koşullar hiçbir zaman oluşmuyor. Doğru zarlar hiçbir zaman gelmiyor!

Bir de işin hakkını veren “gerçek girişimciler” var ki onlar harekete geçmek için koşulların değişmesini beklemiyorlar. Harekete geçerek onlar koşulları değiştiriyorlar. %100 sorumluluk bilinciyle ellerindeki tüm kaynakları “dikkatlerini, enerjilerini, çevrelerini, birikimlerini, zamanlarını ve uzmanlıklarını” tek bir şey için kullanıyorlar; zihinlerindeki ideal koşulları yaratmak. Diğer bir deyişle, koşulların mahkûmu olmayı değil, “hâkimi” olmayı seçiyorlar. Sonuç olarak, gelecekleri konusunda da koşullar değil, kendi vizyonları ve çabaları belirleyici oluyor. Çünkü biliyoruz ki geleceği tahmin etmenin en kesin yolu onu bugünden inşa etmektir.

Hepimiz bu dünyaya “hizmet etmek” için gönderildik. Ne kadar iyi hizmet edersek o kadar çok kazanırız. Çünkü para dediğimiz şey; hizmetimiz karşılığında kazandığımız bir ödüldür. Daha çok kazanmak istiyorsak “elimizdeki ürünü/hizmeti daha büyük problemleri çözecek şekilde geliştirmeli, daha fazla insana ulaşmanın yollarını aramalı ve sunduğumuz çözümü benzersiz kılmalıyız”. Bunu yapabilmek için de her şeyden önce hem kişisel hem de mesleki anlamda kendimize yatırım yapmalıyız. Gördüğünüz gibi içimizdeki o “daha iyi bir yaşam isteği” bir yandan bizi konfor alanımızdan çıkararak hizmetimizi iyileştirmeye ve çeşitlendirmeye sevk ederken diğer yandan da bizi de “zihinsel, fiziksel ve ruhsal” olarak geliştiriyor. Sonuç olarak para kazanma isteği bir “Gel-Git” olayı gibi su seviyesinin yükselmesiyle birlikte tüm gemileri yükselten bir tetikleyici unsur haline geliyor.

Bununla birlikte, bir işte iyi olmanız her şeyde iyi olacağınız anlamına gelmiyor. Çok iyi bir doktor, avukat, mühendis, yazılımcı veya danışman olmanıza rağmen bu “bilgiyi, tecrübeyi ve yeteneği” paraya nasıl dönüştüreceğinizi bilmiyor olabilirsiniz. Çünkü bu alanda başarılı olmak da “farklı bakış açıları, farklı alışkanlıklar ve farklı beceriler” gerektiriyor. Bugün maalesef insanların %97 si onları “ekonomik anlamda özgür kılacak düzeyde” para kazanmayı ve çoğaltmayı bilmeden doğuyor, yaşıyor ve ölüyor. Çünkü bu konudaki bilgisizlik bir nesilden diğerine hem “genetik yollarla bir miras olarak” hem de “yokluk bilincine” sahip olanların kısıtlayıcı kodlamalarıyla aktarılıyor ve kişinin bunu bir gerçeklik olarak deneyimlemesine yol açıyor. Aynı öğrenme yolu “para kazanmayı bilen” %3 için de geçerli ama tek bir farkla; orada aktarılan anlayış “varlık bilinci” oluyor! Eğer kanıt arıyorsanız, istatistiklere baktığınızda “varlık bilinciyle” yaşayan %3’ün sahip olduklarının toplumun %97’sinin varlıklarına denk geldiğini görürsünüz. İşte bu yüzden, şimdi %97 için UYANMA ZAMANI!

Takdir edersiniz ki insanlar değer verdikleri şeylere ödeme yaparlar ve ödeme yaptıkları şeylere değer verirler. Bizler de kabiliyetimiz nispetinde kazandığımız bilgi ve deneyimle insanlara problemlerini çözmelerinde yardım ediyoruz. Bir bakıma hayat bizden her gün yoklama alırken yaptığımız işlerle “ben buradayım” diyoruz. İşte şimdi milyonlar değerindeki bu mesajımızı (uzmanlığımızı) bulma, tüm dünyaya yayma ve karşılığını talep etme zamanı.  Mesajınızı bulduğunuzda tüm dünyaya neler sunabileceğinizi ve en büyük etkiyi nerede yaratabileceğinizi de görme şansınız olacak. Resim çizmek gibi, şarkı söylemek gibi, eğitim vermek gibi, kod yazmak gibi, yemek yapmak gibi, etkinlik planlamak gibi, spor koçluğu yapmak gibi… Ben buna “milyonlar ederindeki değer ” diyorum. Çünkü dünyanın sadece sizin verebileceğiniz şeylere ihtiyacı var ve bunun karşılığını da ödemeye hazır. Göreceksiniz ki bu yönde geliştirdiğiniz her beceri kendinizi çok daha güçlü bir şekilde ifade etmenizi sağlayacak. Sizler yeteneklerinizi kullanabildiğiniz bir alanda daha fazla pratik yapma imkânı buldukça işinizde daha iyi olacaksınız. İşinizde daha iyi oldukça insanlar size daha fazla ödemeye razı olacaklar. Daha fazla kazandıkça da kendinize daha fazla yatırım yapacak ve daha iyi yerlere geleceksiniz. Sonuç olarak, bu “artan değer döngüsü” sizi hayatın her alanında “kazanan” biri yapacak.

Ancak unutmamak gerekiyor ki; arzu ettiğiniz hayatı “çalışmadan da sürdürebilecek” düzenli gelir kaynaklarına sahip değilseniz bu henüz ekonomik olarak özgür olmadığınızı gösterir. Siz de eğer diğer %97 gibi tüm gün çalışmak zorundaysanız maalesef para kazanmaya vakit bulamazsınız! Çünkü yeni gelişim alanları ve iş fırsatları yaratmak için konfor alanınızın dışında, arayışta olmanız gerekir. Bu da ancak zamanınızı sizin planlayabildiğiniz bir iş modeliyle mümkün olabilir. Yani sizin para için değil, “paranın ve diğer insanlar sizin için çalıştığı” bir sisteme ihtiyacınız var. Buna “çoklu gelir kaynağı” oluşturmak diyoruz.

Şimdi içinde “gayrimenkul gelirlerinin, mevduat getirilerinin, telifli ürünlerin, finansal yatırım araçlarının, şirket hissedarlığının ve/veya network marketing yoluyla elde edilen pasif gelirlerin” olduğu bir havuz hayal edin. Sürekli olarak farklı kaynaklarla beslenen bu havuz şu anki ve gelecekteki ihtiyaçlarınızı fazlasıyla karşılıyor ve sizi yapmak istediğiniz her şey için “özgür” kılıyor. Bunu başarmış olmak size nasıl hissettirirdi? Eğer siz de %3 içinde olmaya karar verdiyseniz artık kısır bir döngü içinde ömrünüzü tüketmenize gerek kalmaz. Bu noktada kendinize, “en değerli sermayem olan “bilgimi, tecrübemi ve yeteneklerimi” nasıl düzenli gelir getiren bir iş modeline dönüştürebilir ve kazancıma süreklilik kazandırabilirim?” diye sorarak “varlıklı bir hayat” için ilk adımı atabilirsiniz.

Biliyorum ki zamanında çevremizde bize kendimizi “değerli” hissettirecek, “ben de yapabilirim” dedirtecek ve bu zorlu dönüşüm yolculuğunda “rehberlik” edecek birileri olsaydı hayatımız bugünkünden çok daha farklı olabilirdi. Hepimiz bu bütüne hizmet etme sorumluluğuyla hareket etmeli ve onlar için üzülmek yerine, hayatlarında bu “ilham veren modellerin” eksikliğini yaşayan insanların yanında olmalıyız. Bizler de bu misyonun bir parçası olarak hazırladığımız MİLYONER MENTOR PROJESİ ile insanların “içlerindeki potansiyellerini açığa çıkarmalarına, kalıcı eserler üretmelerine (mesajlarını bulmalarına) ve çabalarına anlam kazandırmalarına” yardımcı oluyoruz.

Bugün tüm dünya ekonomik olarak bir darboğazdan geçiyor. Ancak buna rağmen bazı kişiler/şirketler büyük paralar kazanmaya devam ediyor. Bu şirketlerin yapısını incelediğinizde hepsinin ortak bir noktası olduğunu görüyoruz, o da; iş modellerini “Online” olarak tasarlamış olmaları. Evet, siz de onlar gibi işinizi Online’a taşıyarak büyütebilir ve kazancınızı arttırabilirsiniz. Bugüne kadar taşıdığınız bazı endişeler ve şüpheler bu alana yatırım yapmanıza engel olmuş olabilir. Hatta kendinizi eğitimim yok, sermayem yok, çevrem yok, kendime güvenim yok gibi nedenlerle bugüne kadar oyalamış da olabilirsiniz. Ama artık milyonlar değerindeki bu mesajınızı tüm dünyaya yayma ve “karşılığını talep etme” zamanı. 

Çünkü artık dijital bir dünyada yaşıyoruz ve sadece hizmetlerini “dijital platformlara” taşıyan girişimcilerin hayatta kaldığını görüyoruz. Siz de finansal olarak özgür olmak istiyorsanız yapmanız gereken 2 şey var; bir, elinizdeki değeri kesinlikle “dijital bir ürün” haline getirmek, iki, bu ürünü yine dijital ortamda hedef kitlenizle buluşturmak. Aksi halde uzmanlığınız ekonomik anlamda bir değer ifade etmeyecek.

Evet, “çoklu gelir” yaratmanın birçok modeli var ve biz bu işin MENTORLUK kısmına odaklanıyoruz. Yani, bir alandaki bilginizi (uzmanlığınızı) ve tecrübenizi başkalarının problemlerini çözecek bir dijital ürünler (eğitim setleri, ses kayıtları, sesli kitaplar, e-kitaplar, hazır formlar – şablonlar – görseller, aplikasyonlar, oyunlar vb.) haline getirmenize ve bu araçlarla insanlara Mentorluk (akıl hocalığı) yaparak düzenli kazanç sağlamanıza yardımcı oluyoruz.

MİLYONER MENTOR PROJESİ kapsamında bu harekete katılan kişilere Milyoner Girişimcilerin mentorluğunda “vizyoner bir girişimcinin zihin yapısına nasıl sahip olacaklarını, ellerindeki değeri dijital bir ürün/hizmet haline nasıl getireceklerini ve bu hizmeti hedef kitleleriyle otomasyon üzerinden buluşturarak gelirlerine nasıl süreklilik kazandıracaklarını” öğretiyoruz. Burada esas olan şey hizmetin “ölçeklendirilebilir ve sürdürülebilir” olması. Çünkü amacımız; büyüyen iş hacmine aynı nitelikte hizmet verebilmek ve bu dijital internet tabanlı olarak satışının hem marka hem de müşterileri tarafından (affiliate marketing) 7/24 yapılarak bu telifli ürünlerin sürekli olarak gelir yaratmasını sağlamak.

Hepimizin aklında yaşamak istediği ideal bir hayat var. Ancak bu standartlara sahip olmanın da bir bedeli var. O da hizmet ettiğiniz insanların problemlerini çözmek, yani satış yapmak. Çünkü satış; insanların ne istediğini anlamak ve elinizdeki kaynaklarla bunu yapmasına yardımcı olmaktır. Bu bağlamda, nasıl bir hayat yaşayacağınızı 3 temel kriter belirler; 1-Ne kadar büyük bir problem çözüyorsunuz, 2-Ne kadar fazla insanın problemini çözüyorsunuz, 3- Çözüm konusunda ne kadar benzersiz bir teklifiniz var. Takdir edersiniz ki kazancınız da bu prensipleri “hayata geçirme yüzdenizle” doğru orantılı olacak. Farkındaysanız işin özü tek cümleyle; Ne kadar satış, o kadar özgürlük!

Bu hassasiyetleri göz önünde tutarak hazırladığımız MİLYONER MENTOR PROJESİNDE katılımcılarımız hem kullandığımız araçlar sayesinde hem de gruplardaki diğer “milyoner adaylarının” desteği ile kendilerini motive ediyorlar, birbirlerine ilham veriyorlar ve yeni formüller geliştirerek kendi başarı hikâyelerini yazıyorlar. Aynı zamanda hak ettikleri değeri istemek için aradıkları cesareti ve güveni de burada kazanıyorlar.

Bununla birlikte, takdir edersiniz ki aynı şeyleri yaparak farklı bir sonuç elde edemezsiniz. Bu şu anlama da gelir; aynı kişilikle farklı bir gelecek yaşayamazsınız. Bunun için farklı bir anlayışa, farklı alışkanlıklara ve farklı bir donanıma sahip olmanız gerekir. Ayrıca, bu yönde harekete geçmek için de “değişim isteğinizin, değişim korkunuzdan” büyük olması gerekir. Peki, “bu istek” ne zaman ortaya çıkar? Siz “kim olmak istediğinize, neyi başarmak istediğinize ve nelere sahip olmak istediğinize” karar verdiğiniz zaman!

Unutmayın, daha önce aldığınız kararlar size bugünkü hayatınızı yaşatıyor, bugün alacağınız kararlar da yarın nasıl bir hayat yaşayacağınızı belirleyecek. İyi haber şu, bundan sonra geçmişi tekrar etmek zorunda değilsiniz. Çünkü artık önünüzde seçenekler var. Bu da sizi tercihleriniz konusunda özgür kılıyor. Şimdi geriye yanıtlamanız gereken tek bir soru kaldı; Peki, siz kendinizi buna değer görüyor musunuz? Yanıtınız EVET ise sizi bugün MİLYONER MENTOR PROJESİNE katılmaya davet ediyorum.

+ posts

Structuring, consulting, training, coaching and leading particularly sales, marketing, branding and CRM teams for personal and institutional growth perpetually under the licence of Academy NEURO "Institute of Neuroscience, Training & Coaching"​. We are aware of traditional ways of doing business got us here but won't get us there. So, we all need to invest this area and apply new scientificly proven methods to our domains immediately not to lose business anymore.

We are designing and leading soft skill programs such as communication, leadership, negotiation and presentation by applying NEUROSCIENCE, NEUROCOACHING and SYNERGOLOGY. Our main objective is here to plant and grow trust in people by practicing on Emotional Skills, Competencies, Truthfulness and Credibility at workplaces. Besides, we are analyzing human behaviors related to "perception, decision making and memory process" in cooperation with "SYNERGOLOGIE Institute of Behavioral Science" to better understand inner and outer customers buying patterns and design effective and unique strategies accordingly that leads people to say "YES"..

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli