e
sv

Diyabet Pandemisi Hız Kesmedi

15 Kasım 2021 13:05
Diyabet tüm dünyada ve ülkemizde önemli bir sağlık sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF), diyabet hastalığına dikkat çekmek amacı ile, insülini bulan Fredrick Banting’in doğum gününe atfen, 14 Kasım tarihini “Dünya Diyabet Günü” olarak belirlemişlerdir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından, 2007 yılında 14 Kasım resmi olarak “Dünya Diyabet Günü” olarak tanınmış, aynı yıl “mavi halka” diyabetin sembolü olarak belirlenmiştir. Bu sembol, giderek artan diyabetli topluluğunu simgelemektedir. Pandemi nedeni ile son iki yıldır aksamalar olsa da, 14 Kasım’da kampanyalar, aktiviteler, kan şekeri taramaları ve toplantılar yapılmakta, diyabet farkındalığının artması için gayret gösterilmektedir.

Pandemi kelimesi çok geniş insan topluluklarına yayılan salgın hastalıkları ifade etmek için kullanılır. Bulaşıcı bir hastalık olmamakla birlikte, diyabet için “Diyabet Pandemisi” ifadesi son 20 yıldır kullanılır hale gelmiştir. Çünkü diyabet tüm dünyada oldukça geniş kitleleri etkilemiş durumdadır ve giderek yaygınlaşmaktadır. Aşırı beslenme, hareketsizlik, dünya nüfusunun yaşlanması diyabetli nüfusun artmasının ana nedenleridir.

Aralık ayında tam metni yayınlanacak olan IDF (International Diabetes Federation-Uluslararası Diyabet Federasyonu) 2021 atlasına ilişkin ön bilgilendirmeler endişe vericidir. IDF atlasının 2019 yılındaki tahminlerinde göre 2030 yılı için beklenen 578 milyon diyabetli sayısına neredeyse ulaşılmış durumdadır. Zira, 2021 atlasında günümüzde dünyada 537 milyon diyabetlinin yaşadığı bildirilmekte, 2030 yılında bu sayının 643 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir. Daha önceki ileriye dönük tahminlerde de benzer durum yaşanmış, hasta sayılarına ilişkin olumsuz tahminler beklendiğinden de erken ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla uyarılara, bilgilendirme ve önleme kampanyalarına rağmen artış devam etmektedir.

Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında diyabet oranının en yüksek olduğu ülkedir. Böyle giderse, 2045 yılında dünyada en büyük diyabetli nüfusun olduğu ilk 10 ülke arasına gireceği ve bu hastaların yarısını 65 yaş üzeri bireylerin oluşturacağı öngörülmektedir. Bu durum, bireyin kronik bir hastalıkla mücadelede zorluklar yaşamasının ötesinde, topluma önemli bir sosyoekonomik yük getirecektir.

Pandemi sürecinde diyabet

Diyabetli olmanın hastalığın bulaşması yönünden ek risk getirmediği bilinmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerinin sunulduğu TurCoviDia çalışmasında hastaneye yatırılarak izlenen 18500 Covid-19 hastasının verilerine bakıldığında Tip 2 diyabetli hastalarda hastanede kalış süresinin diyabetli olmayanlara kıyasla daha uzun olduğu, ölüm ve yoğun bakıma alınma ihtimalinin ise arttığı saptanmıştır. Bu bilgi, dünya verileri ile aynı doğrultudadır. Dolayısıyla, diyabetli hastalara hastalıktan korunma için başkalarından farklı bir yöntem önerilmemektedir, ama mevcut kurallara hassasiyetle uymaları şarttır.

Ülkemizde bazı merkezlerden yayınlanan bölgesel veriler, pandemi sürecinde birçok hastada kan şekeri kontrolünün bozulduğunu bildirmektedir. Meslektaşlarımızın polikliniklerdeki gözlemleri de bu doğrultudadır. Hastalarımızın sadece Covid-19 değil, grip ve zatürre aşılarını da yaptırmaları ve düzenli diyabet takiplerine devam etmeleri önemli ve gereklidir.

İnsülinin 100. Yılı

İnsülin günümüzden 100 yıl önce, 1921 yılında keşfedilmiştir. 1922 yılının başında ilk uygulama Leonard Thompson isimli bir kişiye yapılmış, o zamandan beri milyonlarca diyabetli hastanın yaşamı bu sayede kurtarılmıştır. İnsülin, pankreası insülin üretemeyen, çoğunluğu çocukluk çağında olan Tip 1 diyabetlilerin yaşamının devamı için vazgeçilemez bir tedavidir. İlaç teknolojisindeki gelişmelere rağmen birçok erişkin tip diyabetlide de hap tedavileri yetersiz kalmakta, insülin tedavisine ihtiyaç duyulmaktadır. İnsülinin önemi 2021 senesi boyunca yapılan ulusal ve uluslararası tıbbi toplantılarla vurgulanmıştır.      

Dünya Diyabet Günü 2021 sloganı; “Diyabet Bakımına Erişim: Şimdi Değilse Ne Zaman?”

Dünyada her dört diyabetliden üçü düşük-orta gelir düzeyindeki ülkelerde yaşamaktadır. Diyabetli bireylerin ilaçlara, şeker ölçüm cihazı, sürekli glukoz ölçüm sistemleri, insülin pompası gibi diyabet teknoloji ürünlerine, hastalığın takibi ve tedavi yönetimi gibi konularda uzmanlaşmış sağlık profesyonellerinin desteğine ihtiyacı vardır. Ancak, dünyada milyonlarca kişi insülin gibi temel tedavi haklarına bile ulaşamamaktadır. Bu yıl dünya diyabet günü teması olarak “diyabet bakımına yeterli erişim sağlanması” için tüm dünya uyarılmakta ve gerek toplumdaki bireyler gerekse ülke yönetimleri hassasiyete davet edilmektedir.

Ülkemizde insülin, diğer diyabet ilaçları, hastalığın temel takip ve tedavisi gibi konularda büyük bir sorun bulunmamaktadır. Bununla birlikte bazı diyabet ilaçları ve sürekli şeker ölçümü yaparak kayıt alan sistemler SGK ödeme kapsamında değildir. İnsülin pompalarına erişim kısıtlıdır, ödemeleri kısmen yapılmaktadır. Bu tedavilerin seçilmiş hasta gruplarında daha ulaşılabilir olmasında fayda görüyoruz. Ayrıca, hastaların deneyimli diyabet ekiplerine ve diyabete eşlik eden sağlık sorunlarını izleyen sağlık profesyonellerine ulaşabilmesi için koşulların iyileştirilmesine ihtiyaç vardır. Mevcut sistemde kronik hastalığı olan bireylerin muayenesi için ayırılabilen süre yetersizdir.

Sürekli Glukoz İzlem Sistemleri (Sensörler)

Sürekli Glukoz İzlem Sistemleri hastanın vücuduna yerleştirdiği bir cihaz sayesinde 24 saat boyunca cilt altı dokudaki şekeri ölçer ve kayıt altına alırlar. Böylece, kişi parmak delmeye gerek kalmadan, sürekli olarak şekerini takip edebilir ve hatta yakınlarına, kendisini izleyen sağlık mensuplarına bilgi iletilmesini sağlayabilir. Cihazın ekranındaki yukarı veya aşağı yönlü oklar sayesinde hızlı düşüş ve yükselişlerden önceden haberdar olunabilir, düşük şeker durumunda cihaz alarmla hastayı uyarır. Tüm bu fonksiyonların daha iyi şeker kontrolü sağlama, hipoglisemi (aşırı şeker düşüklüğü) durumunda tedbir almayı hızlandırma, kişinin yaşam kalitesini artırma gibi kısa dönemdeki faydaları kanıtlanmıştır. Yaklaşık 10 yıldır kullanılan ve giderek yaygınlaşan bu cihazların diyabete ilişkin organ hasarları gibi geç dönemdeki komplikasyonları önlemede de faydalı olacağını öngörmekteyiz. Ancak, Sürekli Glukoz İzlem Sistemleri’nin maliyeti gerek ülkemizde gerekse dünyada birçok diyabetli hasta için yüksektir. Birçok ülkede, sağlıkla ilgili ödeme sistemleri, çocukluk çağından başlayarak sensörlerin maliyetini kısmen de olsa karşılamaya başlamıştır. Ülkemizde de çocukluk çağındaki Tip 1 diyabetliler ve gebe Tip 1 diyabetlilerin sensörlerinin SGK tarafından karşılanması veya geri ödeme kapsamına alınmasının hastalarımız için çok önemli ve gerekli olduğu kanısındayız.    

Prof. Dr. Serpil Salman

Türkiye Endokriinoloji ve Metabolizma Derneği

Diyabet Çalışma Grubu Başkanı

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli